1899 yılından bugüne insanlara heyecan verici teknolojileri ve çekici stillere sahip otomobilleri ile
başyapıtlar sunan Fiat, şimdi ise bu başyapıtlara ve hayatımıza yön veren akımları, dijital dünya estetiğine yaraşır
bir şekilde anlatan; Fiat Magazin ile karşınızda. İlk sayısı "Şehirden Kaçış" ile büyük bir beğeni toplayan
Fiat Magazin, yeni sayısı Orjinali Keşfet ile size bir tarz ikonunu tekrar keşfetmeye çağırıyor...

İkonlar asla eskimez, zamana ayak uydurur. 60 yıldan uzun süredir İtalyan ruhunu ve tarzını yansıtan
karakteriyle ikonlaşmış Fiat 500, yeni yüzüyle karşınızda. Yeni 500 serisi, eskisinden daha cesur ve
baştan çıkarıcı görünümüyle dünyayı selamlamaya hazır.

Peki siz bu büyüleyici ikon tarafından yeniden fethedilmeye hazır mısınız?

BİR STİLİ YAŞAMAK
Takvimler 50’lerin sonu ve 60’ların başlarını gösterdiğinde modada dramatik bir değişimin yaşandığı görülür.

50’lerde Coco Chanel’in modada çağ atlatan yaklaşımı “Küçük Siyah Elbise” Audrey Hepburn’ün Breakfast at Tiffany’s filmi ile tüm dünyaya yayılır. Günlük kıyafetlerde, son derece zarif çizgilere sahip elbise tasarımları o kadar yerleşir ki; kadınlar, evde ya da piknik gibi kırsal alanlarda yapılan aktiviteler dışında, pantolonları gardıroplarından çıkarmazlar.

Etek ya da elbiselere tamamlayıcı aksesuarlar olarak, bilekte biten zarif eldivenler, küçük şapkalar, yüksek ökçeli pabuçlar ve vizon, çıkarılabilir yakalı ceketler tercih edilir.
Savaş sonrası yaşanılan özgürleşme sürecinin sonuçları modada da büyük değişiklikler ve ayrılıklar yaşatır. Dior ceket tasarımında peplum denilen pililer kendini gösterirken, Chanel maskülen tarzı gündeme kazıyacak yakasız ve düz kesim ceketleri tercih eder.

Bu kadınların toplumsal statüsünün de değiştiğinin göstergesi olur. Zira tarzlarıyla eğitimli ve iş dünyasına atılmış kadınlar asla tekrar ev hanımı oldukları yıllara dönmeyecekleri mesajını verirler.

60’lara yaklaşıldığında, 50’lerde Marilyn Monroe ile gündeme gelen; yüksel bel, ayak bileklerinde bitip bilekleri açıkta bırakan cigarette pantolonlar Audrey Hepburn ile özdeşleşir. Maskülen ve feminen stilin, zarif dansının sonuçları, ipek eşarplarla, naif bir havaya bürünür.

Pantolon giyiminin artmasıyla korseler yakılır ve sütyen kullanımı büyük artış gösterir.

Saç stilinde, başlarda rağbet görmeyen kısa modeller 60’larda moda olur. Makyajda eyeliner ve kırmızı ruj baskın olmakla beraber doğal pembe allıklar ve takma kirpikler tercih edilir.

Fikir ve stil ayrılıkları daima ortak tek bir paydada buluşur;
kadın zarif ve şık olandır.

Dönemin başlarında, erkek modasında herhangi bir hareketlenme olmazken, 60’lara yaklaşıldığında erkek modası da tıpkı kadınlarda olduğu gibi şiddetli değişimlere uğrar. Pantolonların dar bir form aldığı bu yıllarda, erkeklerin giyim stili rahatlık ve sportif unsurlardan uzaktır. The Beatles grubunun öncülük ettiği stil akımıyla erkekler uzun saçları tercih etmeye başlar.

Diğer pek çok alanda olduğu gibi modada da devrim niteliğinde değişimlerin yaşandığı yıllar modanın altın çağı olarak kabul edilir.

Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde kadınlar günlük saç, makyaj ve kıyafet tercihinde 'casual' anlayıştan uzaklaşıp daha sportif ve rahat olarak tabir edilen moda anlayışını benimser. Şık görünmekten çok savruk bir görüntü tercih edilir.

Jeanlerin yıldız olduğu dönemimiz tekrar zarif şıklığın etkisi altına girerek renklerde ve kumaş kullanımında modanın altın çağından izler taşımaya başlamıştır. Henüz sokaklara tamamen hakim olamamışsa da moda ikonu kabul edilen kişilerce kullanımı dikkat çekmektedir.

Erkekler de yeni bir yüzyıla girmiş olmanın getirdiği moda değişimlerinden nasibini alır. Jean kumaşın gardıroplarda hızla yerini alması, gömleklerde daha spor kesimlerin baş göstermesine sebep olur.

Son yıllarda erkek modasında maskülen zarafetin daha yumuşak bir dönüş gösterdiği gözlenir. 60'lı yıllardan izler taşıyan şık kumaşların, ceketlerin kesimlerinin ve desenlerinin yanı sıra; yirmi birinci yüzyılın seksapelite unsuru kirli sakallar da erkek modasını belirleyen şeyin geçmiş ve geleceğin sentezi olduğunu kanıtlar.

Dönemde stil adına yaşanan devrimsel değişiklikler dekorasyona da yansır. Teknolojiye yavaş yavaş adım atılan yıllarda çamaşır makineleri ve fırınlar mutfaklarda yerlerini almaya başlar.

Desenli kumaşların ve canlı renklerin hakim olduğu bir dekorasyon anlayışı gelişir.

Yaşam alanlarında kullanım kolaylığı ön planda tutularak düzenlemeler yapılır. Mutfaklarda geniş tezgahlar, geniş mutfak dolapları tercih edilirken, sık kullanılan mutfak eşyalarının asıldığı mini askılar Retro şıklığının mutfaklardaki esintisi olur.
Oturma odalarında zıt ve canlı renklerin kullanıldığı desenli kumaşlar dekorasyonun vazgeçilmezi olur.

Yalın olmaktan uzak ve kargaşanın getirdiği çekici dekorasyon anlayışı döneme damga vurur.

Şüphesiz evin en önemli köşesi olan yatak odaları canlı renkler ve kullanışlılığın iç içe olduğu bir stille döşenir.

Güzelliklerine düşkün kadınların her an kendilerini görebilecekleri aynalı şifonyerler geniş giysi dolapları ve tabi ki dönemin olmazsa olmazı canlı renkler yatak odalarına da dolup taşar.

Modern zamanların dekorasyona getirisi zıt renklerin daha sade ve 'soft' olarak kullanılmasıdır. Dikiş ve kumaş detayları başta olmak üzere yaşam alanlarına konumlandırılan eşyaların sayısına kadar pek çok değişim görülür. Daha az ve 'soft' tonlarda eşya kullanılarak yalınlıktan gelen ferah bir dekorasyon anlayışı geliştirilir.

Son yıllarda diğer pek çok alanda olduğu gibi retro dekorasyona da damga vurur ve canlı tonların kombinlendiği, nostaljik unsurlara yer verilen yaşam alanları oluşturulmaya başlar.

Moda ve dekorasyon dünyasındaki her şey bu kadar değişkenlik gösterirken; Fiat 500 her geçen yılda kendini yenilemeyi başarmış, 'trend'leri takip edebilmiş ve tüm dünyanın estetik arzusuna sürekli olarak hitap edebilmiştir.